Ahmetler Köyü

Köyümüzü, yöremizi, kültürümüzü tanıyalım, tanıtalım.

18 Kasım 2013 Pazartesi

Ahmetler'de Su Kullanımı

DÜNDEN BU GÜNE AHMETLER'DE SU KULLANIMI

Dününü bilmeyen bu gününü anlayamaz, yarınını planlayamaz.
Ahmetler Köyü yolunun dereden yanında 4 adet plastik boru, dağdan yanında da 2 adet demir boru yol boyunca 
uzanır. 
Ahmetler yolunda, yolun sağında, solunda su boruları görürsünüz. Bu borular içinde köy deresinden aşağıdaki arazilere su akar. Koramşa'da, Yaz Yurdu'nda, Değirmen Boğazı'nda, Tahta'da, Celal Yaka'da, ekilmiş olan modern bağları, seraları, zeytinlikleri, nar bahçelerini sular. Yolun dereden yanında 4 adet, dağdan yanında iki adet boru gece demez, gündüz demez köy deresinden aldığı suları aşağıdaki arazilere taşır. Erinmeden, yorulmadan, bıkmadan, usanmadan su taşıyıp aşağıdaki bağları bahçeleri sular. Akan çeşmelerinden insanlar, hayvanlar, kurtlar, kuşlar sulanır. Borular hem su taşır, hem de geçmişten, gelecekten bir şeyler söyler anlayanlara. Yanık bir türkü, hüzünlü bir ağıt mırıldanır sanki. Bitkileri, hayvanları suladıkları için mutludurlar da.
Bu gece gündüz su taşıyan hamarat boruları görünce, bunlar kadar hamarat, çalışkan, yeniliklere açık, çalışmayı seven Ahmetler insanları gelir aklıma. Borularla insanlar özdeşleşir kafamda. Ahmetlerin insanları da bu su boruları gibi hamarat, çalışkan. Ne kadar çalışkan oldukları kilometrelerce yoldan bu su borularını döşemelerinden belli.
Bu su borularını görünce suya olan ihtiyaçları, suya olan sevgileri, sevdaları gelir aklıma. İnsanlarımızın bitkileri ve hayvanları sulamak için su taşıma işleri ne zaman başlamıştı? Çocukluğuma dönüp bir baktım. Neler yaşamıştık neler...
Ahmetler'in üç akarsuyu var. Batıda Çevlik'ten çıkan kaynaklar Kurtlar deresini oluşturur. Alıçlıyatak ve Hatılyandığı dereleri İkiderekavuştuğu'nda birleşerek köy deresini oluşturur. Doğuda ise Karpuz Çayı vardır.
(Resimlerin üzeri tıklanarak büyültülebilir. Yazıya dönmek için geri dönüş okunu kullanalım.)
Ahmetlerin akarsularının kaynakları da köye akıtılan diğer kaynak suları da  Güğlen (Gülen) Dağı eteklerindeki Gülen ormanları içindedir.
Ahmetlerin üç akarsuyu vardı: Köy deresi, Karpuz Çayı, Kurtlar deresi. Çocukluğumda en önemli su kaynağımız köy deresiydi. İçecek ve kullanma suyumuzu oradan taşırdık. Analarımız, bacılarımız, her gün omuzlarında güğümler, kabaklar ile birkaç kere su seferi yaparlardı. Yorulanlar dere yolunun ortasındaki "diğlenbiç"te dinlenirlerdi. Evin su ihtiyacını ya kadınlar taşırdı ya da güğümler bir merkebin sırtına yüklenir:
"Hadi oğlun suya vargel!" diye çocuklar suya yollanırdı.
Kuyunun alanındaki üç adet kuyu da insanlarımızın kullanma suyu ihtiyacına katkıda bulunurdu. Burada bir kör kuyu, bir Gedik Hüseyin, bir de Topal Hasan kuyusu vardı.
Ahmetler'de çok çalışkan insan olduğu kadar, çok hayırsever insan da varmış. Hayırsever insanlar çok su hayratı yaptırmış.




Molla Mahmut önder oldu, Havıt'taki suyun gözünü kazdırdı. Suyun gözündeki suları toplayıp ağaç oluklarla köy içine akıttı. Su Mehmet Ali Emminin evinin yanında aktı. Köylü bu suyu içme ve kullanma suyu olarak kullandı. Su açık oluklarda geldiği için kirlenip tozlanıyordu ama varsın olsun millet dereden su çekmekten kurtulmuştu. Ağaç oluklar okul yakınından geçerdi. Okuldaki çocuklar teneffüse çıkınca, susayanlar elleri ile ağaç oluğun akışını durdurur, elinin ardında olukta biriken suyu içerdi.


Birkaç sene sonra bu su, beton borular (künk) içinde köye akıtıldı. Odanın yanına bir çeşme yapıldı. Bu künklerin kalıpları getirilmiş, köyde dökülmüştü. O zaman köye vasıta yolu olmadığı için çimentolar Akyoldan köye hayvanlarla taşınmıştı. Kumları da köy deresinden ve ırmaktan getirilmişti. Künk kalıpları Köy odasının altına getirilmiş orada künkler dökülmüştü. Künklerde gelen su kapalı olarak geldiği için daha temiz ve kullanışlıydı. Borular kum ve çimentodan yapılmıştı ve gözenekli bir yapıdaydı. Birkaç sene sonra künk boru yakınındaki "Sarıçıbık" bitkisinin kılcal kökleri bu boruların içine girip boruların içinde kök yumakları oluşturdu. Borular tıkandı. Sular akmaz oldu.

Alıçlıyatak'taki suyun gelmesi için devletten yardım istendi. Devlet demir boruları verdi. Yol yoktu. Borular hayvanlarla Akyol'dan köye taşındı. İmece yoluyla boru yatağı açıldı. Borular döşendi. Köyün üç yerine köy çeşmesi yapıldı. Şimdi köy meydanlarında akan çeşme suları Alıçlıyatak suyudur.
Bu arada hayırsever insanlarımız İnaltı'ndaki yolun üstünden alınan bir suyu demir borularla Cipcikli'ye akıtıp bir çeşme yaptırdı. Yine başka bir boru ile Koramşa'ya ve Yaz Yurdu'na sular akıtıldı. Hacı Dayı Burun Ucunun altına betondan bir sarnıç yaptırdı. Hacı Hasan Taşarman'dan bir suyu Aşağı köye akıttı. Bu su sonradan Payamseki'ye ve Sayköye dolandı. Daha sonra da Yalaklara kadar uzanıp oradaki bağları suladı.
İnaltı'ndan başka bir su Taşharman'a akıtıldı.
Koramşa çeşmesi. İnaltı'ndan demir borularla getirilen sular ile Taşharman'a, Cipcikli'ye, Koramşa'ya, Yaz Yurdu'na birer çeşme yapıldı. İnsanlar, hayvanlar bu çeşmelerden sulandı.
Sonraaaa, Sonra uzun uğraşlar ve senelerce çalışma sonunda Soğuksu suyu köye akıtıldı. Soğuksu'yun köye gelmesine Deli Hacı (Mustafa Akça) önayak oldu. Soğuksu devlet ve köy işbirliği ile köye getirildi. Projeyi devlet yaptı, boruları devlet verdi. Kanallar imece yoluyla kazıldı. Borular imece yoluyla taşındı. Soğuksu'yun gelmesinde Hacı Dayı maddi olarak büyük katkılarda bulundu. Köye gelen bu su evlere dağıtıldı.
Soğuksuyun gelmesinden önce köyün "subasar" sulanabilir arazileri ya köy deresi kenarlarında, Karpuz çayı kenarında, kurtlar deresi kenarında bulunurdu; ya da Çevlik, Alıçlıyatak, Hatılyandığı, Bilavgat gibi su kaynaklarının olduğu yerlerde vardı. Köylüler yazın yiyeceği sulama  ile yetişen sebze ve meyvelerini buralarda yetiştirirdi. Soğuksu geldikten sonra herkes suyu hem içme kullanma suyu olarak kullandı, hem de evinin önündeki bahçesine sebze ve meyve ekerek sulayabildi. Denilebilir ki Soğuksu köye geldikten sonra köyün işleri önemli ölçüde kolaylaştı. Yaşam kalitesi değişti.

AHMETLER'DE SULU TARIM

Köylü Soğuksu'yun suyu ile bahçelerini sulamaya başladı ya... Burada birşeyi fark etti. Sulu tarımla ürün verimi önemli ölçüde artıyor... Hayır için hayvanların sulanması için Koramşaya varan su ile Koramşa'da, Tahta'da bağlarını sulamaya başladılar.  Emekli olup köye geri gelen Ramazan Vural  ziraatçıların da yardımıyla modern bir bağ kurdu. Köylülere örnek oldu. Köylüler de bağ kurup iyi sonuç aldılar. Sulu tarımın kuru tarımdan farklı olduğunu gördüler.
Koramşa'da modern bağlardan biri. Bağların yukarı kenarına betondan birer havuz yapıldı. Çeşmeye gelen sular fortumla bu havuzlarda toplandı. Sonra bağlar bahçeler bu havuzlardan sulandı.
Koramşa'da bağların kuşbakışı görünüşü. Bağların yukarı kenarında beton havuzlar bulunur. Irmak kenarında 5 dönümlük sera da görülüyor.
Ahmetler Köyünün kanyondan aşağıda Koramşa, Çakalköyü arasında bin dönümden fazla sulanabilecek toprakları vardır. Zaman içinde bu toprakları da sulama olanakları aranacaktır. kabaca bir dikdörtgen görünümünde olan arazilerin uzun kenarı: 2500m. kısa kenarı: 1500m. uzunluktadır. 

Tahta'daki bağlardan bir görünüş. Fortum veya borularda gelen sular yetmeyince motorlu su pompası ile sular yukarıdaki havuza pompalanıyor, bağlar havuzdan sulanıyor.

Köyden yukarıdaki su kanalı izleri. Elmalı Dere'nin suyu Serken üzerinden getirilip köyden yukarıda bir su deposu yapılıp, köyün yukarı mahallesine dağıtıldı. Sağda Çataldaş'tan geçen kazılmış iz ise Soğuksu kanalı izidir.

köyöğön topraklarını sulamak için Çevlikten borularla sular getirildi.

Köyün sulamada kullandığı önemli su kaynakları: Çevlik, Alıçlıyatak, Hatılyandığı, Köy deresi.

İyi de hayvan sulamak için getirilen su ile kaç dönüm bağ sulanabilir ki? İnaltı'ndaki diğer sular da plastik borular içine alındı, Tahta'ya, Değirmen Boğazı'na, Koramşa'ya Çaltılı'ya akıtıldı. Koramşa'da sera yapıldı. Sulamanın verimli olabilmesi için bağların, bahçelerin yukarısına birer beton havuz yapıldı. Yeni yeni bağlar ekildi. Sulu tarım için daha kaç kişinin kafasında planlar, projeler oluşmaya başladı. Karpuz kavun ekimi yapılıyor, su ihtiyacı ırmaktan motorlu pompa ile sağlanıyor. Pompa ile sulama işi daha önce de denenmişti. Bük alanına pamuk ekilmiş, Köprüayağı'ndan motorlu pompa ile sulama denenmiş olumlu sonuç alınamamıştı. Fortumla, boru ile gelen su ile sulamak daha verimli oluyordu.

Şimdiii... Şimdi insanlarımız sulu tarımda verimin yüksek olduğunu gördü. Çalışkan, girişken birçok insanımız sulu tarım yapmak istiyor. Ama boru ile taşıyacak inaltı'nda su kalmadı.
Güğlen içindeki sular köye getirildi. Çevlik'teki sular sulu tarım için Köyöğön'e getirildi. Ahmetlerin arazileri Antalya ovası gibi geniş ve düzlük değil. Çoğu yamaç ve taşlı. Sulu tarım yapılırsa ancak verimli oluyor. Koramşa, Bük, Kayadibi ve Çakalköyü'nde sulanabilecek arazilerimiz var. Ya su? Su, Güğlen içinde ve bayır yüzde birkaç kaynak var. Onlar da yeterli değil. Ama ırmaktaki suyu kullanabilirsek Ahmetlerin sulanabilecek binlerce dönüm verimli toprakları sulanabilir. Bu topraklar sulanırsa sulu tarımdan milli gelire girecek katkı HES te üretilecek elektriğin katkısından fazla olacaktır. Böylece hem kanyona zarar verilmemiş olacaktır, hem de İnsanların yüzlerce yıldır kullandıkları suları ellerinden alınmamış olacaktır.
Sulama yapılabilmesi için:
1.Kanyon aşağısındaki göletten veya açılacak kuyulardan elde edilecek suların yukarılara pompalanması.
2.Kanyon içinde uygun bir yerden suların borulara alınıp arazilere cazibe Yoluyla taşınması.
3. Kanyon alt ucuna sulama sularının birikebileceği bir gölet yapıp suların bu göletten arazilere taşınması.
Sanırım en verimlisi bu üçüncü yol olacaktır.
Irmakta akan su kanyonun aşağı bölümünde uygun bir yerinden kalın borulara alınıp Koramşa'ya da Yaz Yurdu'na akıtılırsa sulama  işi kolaylaşır. Olur mu acaba? "Olmaz olmaz demeyin, olmaz olmaz."

HES YAPIMI

Irmak suyuna ihtiyacımız var diyoruz ama ırmak suyu ile bir özel şirket HES (Hidro elektrik santrali) yapacakmış. Kitabına uydurup HES yapma izni almış. Ahmetler köylüleri de "Su da kanyon da bizim geleceğimiz. Üç beş şirket kazansın deyi geleceğimizi çarçur ettirmeyiz." diyerek su başında nöbet tutup bekliyorlar. Ayrıca insanların çoğu da buraya HES yapılacağına inanmıyor. "Kuru dereden elektrik mi üretilirmiş? Bunların amacı elektrik üretmek filan değil, suyumuzun kullanım hakkını elimizden almak." diyerek kışta yağmurda ırmağı beklemeye devam ediyorlar. Çevre köyler, Manavgat, Antalya halkından da büyük destek var.
Ahmetlerliler kadın erkek, çoluk çocuk kanyona Hes yapımını engellemek için gece gündüz demeden, yaz kış demeden nöbet tutuyorlar, direniyorlar.

Ahmetler Köylülerinin HES direnişine komşu köylerden, Manavgat ve Antalya'daki bazı kuruluşlardan ve medyadan da destek var. 
Duyduğumuz, gördüğümüz bazı şeyleri anlamakta akıl zorlanıyor gerçekten. Yüzlerce yıldan beri ırmağın sularını kullanan, ırmak boyunda subasar tarlalarını sulamış, değirmenlerini ırmağın sularıyla döndürmüş, aşağı değirmendeki arazileri ekip biçmiş, yukarı değirmen önüne nar ağaçları ekmiş, yıllarca, ırmakla, kanyonla, ırmağın suları ile iç içe, kucak kucağa yaşamış insanların bu suları kullanma hakkı görmezden geliniyor. Bunu insan aklı anlamakta gerçekten zorlanıyor. Yüzlerce yıl suyu kullanan insanları görmezden geleceksin, suyun kullanma hakkını özel bir şirkete satacaksın... Irmak kenarındaki babalarımızın oba yerlerini artık kullanamayacağız. Irmağın ağaç gölgelerinde artık davarlarımız dinlenemeyecek. Buralara piknik yapmaya gelemeyeceğiz artık. Neden? Buraya HES yapılacak. Değirmen önündeki göletlerde artık insanlarımız balık avlayamayacak.
5 km. lik Ahmetler Kanyonu'nun kuşbakışı görünüşü. Özel şirket HES yapımına kanyon girişinde yani Aşağı Değirmen'de başlayacak, suları orada boru içine alıp Güçlüköy toprakları altından tünel içinde kanyon çıkışına, yani Koramşa'karşısına kadar götürecek ve orada elektrik tirübünü yapılacakmış. Böylece kanyon içinden ırmak suları akamayacak.
Özel şirket kanyonun başladığı "Aşağı Değirmen " bölgesinde HES yapımına başlamak istiyor. 
Bu ırmağın sularından yüzlerce yıldır dağ keçileri sulanıyor. Ahmetlerde dağ keçilerine "geyik davarı" denir. Bu geyik davarları kışı bu kanyonda geçiriyor. Bu kanyonla iç içe yaşayan canlılardan biri de onlar. Yazın yörükler gibi yaylaya çıkıyorlar, kışın bu kanyona geliyorlar. Bu geyik davarlarının varlığını da görmezden geleceksin, kuru dereye HES yapacağım diye doğayı kırıp dökeceksin. Bu canlıları buradan kovacaksın.
Kanyonda kış aylarında geyik davarları (dağ keçisi) da yaşamaktadır.
Kanyonda yaz aylarında sular azalınca yürüyüşler ve tırmanışlar da yapılmaktadır.
Gerçekten aklı vicdanı olan insan bunları anlamakta zorlanıyor. Bu hayvanların, buradaki özel bitkilerin, börtü böceğin yurdunu yuvasını elinden alacaksın. Aynen gölleri, dereleri kimyasallarla kirletmek gibi, aynen ozon tabakasını delmek gibi. Düşünmesi akla zarar.
Kanyonun alt kısmındaki "Köprü Ayağı" denilen yerde kano ile geziler de yapılmaktadır.

Kanyon içinde gezi ve tırmanışlar için turlar da düzenlenmektedir. Ahmetler yol kavşağındaki tanıtım levhası.
Kanyonda birkaç senedir turistik geziler olmaktadır. Sadece Ahmetler insanı değil, yurdumuzun hatta dünyanın başka yerlerinden gelen, gören insanlarımız kanyonun güzelliği, özelliği karşısında hayranlıklarını gizleyemiyorlar. Düşüncelerini, çektikleri fotoğrafları medyada diğer insanlarla paylaşıyorlar. Yani kanyon artık bir şirketin birkaç kişinin olamaz. Birkaç kuruşluk hesap için insanların bu güzelliklerden mahrum edilmesi büyük haksızlık olur.
Şimdi yurdumuzu, insanlarımızı, doğayı seven vicdan sahibi insanlarımız memurumuz, yöneticimiz, bakanımız... Şapkamızı öne eğip bir kere daha düşünsek, "Şirket kitabına uydurup suyun kullanma hakkını almış." deyip işin içinden çıkmalı mıyız? Suyu daha önce kullananlara danışmadan hatta haber etmeden suyun kullanma hakkını başka birilerine vermek adil midir?
Bu köylüleri bu kış kıyamette dağda taşta, ormanda bayırda böyle nöbet tutturan neyin nesidir? Bir de bunlara kulak vermek gerekmez mi? Bir de kendimizi onların yerine koysak olmaz mı?
...
Dağ keçilerinin kışlık barınağı olan, yurdumuz ve dünya insanlarının gezi turları düzenlediği, hayranlıkla izlediği şu kanyonu biraz daha yakından tanıyalım

AHMETLER KANYONU

Ahmetler Kanyonu ya da kapuz kanyonu, Ahmetler ve Güçlüköy ve Gençler arasında, Karpuz Çayı üzerinde bulunur. Yüksekliği yer yer 400 m.yi bulur ve bir duvar gibi dik kayalardan oluşur. Kilometrelerce uzunluktaki kayalığın ancak 3 noktasından aşağı inilir ve akan suya ulaşılır. Kanyonun sadece Atlamba denilen bölgesinde geçit vardır. Buraya da Ahmetler topraklarından patika yollardan gelinebilir. Güçlüköy tarafından ancak dağ keçileri suya ulaşabilir. Dağ keçileri burada kışları barınırlar ve yaz aylarında yörükler gibi yaylalara çıkarlar. Dağ keçilerine halk ağzında geyik davarı denir. Buradaki geyik davarları güzden yaza kadar yörüklerin davarları ile karşı karşıya yayılırlar. Kanyonun Ahmetler yakasındaki çobanlar Güçlüköy yakadaki kayalıklar arasında yayılan geyik davarlarını çıplak gözle izleyebilirler. Teke sayısının fazla olduğu görülürse avcılar ayağa kalkarlar. Keçilere ve oğlaklara silah atılmaz. Teke katımı ve oğlaklarını kuzlama olayları kanyonda olur. Oğlaklar büyüyüp havalar ısınınca onlar da yaylaya göçerler.
Kanyon kenarındaki yüksek uçurumlarda doğal olarak var olan mağaralarda 50 sene önceleri kartallar da yaşardı. Bu kuşlar fenni gübre ve kimyasal tarım ilaçları kullanılmaya başladıktan sonra kayboldular.
Ahmetler Kanyonu'nun Atlamba denilen yerine Ahmetler tarafından patika yollarla ulaşılabilir. Eskiden balıkları pazarlardan alamazdık. Yolumuz yoktu, paramız yoktu. Balık avlamak için Atlamba'ya gelirdik. Irmağın en iri balıkları burada avlanırdı. Çünkü buraya gelmek diğer av yerlerinden daha zordu. 

Kanyondaki diğer balık avlama yerleri, Kanyon yukarısındaki Bayır Değirmeni önündeki gölet ve kanyon aşağısındaki Köprü Ayağı dediğimiz yerdeki göletti. Çevlik denilen yerlerde de ırmağa inilirdi ama buralardan inip çıkmak çok zordu.
Kanyonun atlamba bölgesine kolayca gelinebilir. Buradaki balıklar diğer yerlerinkine oranla daha iridirler. Çünkü buraya gelmek zor olduğu için ava gelen az olur. Diğer balık avlanan yerler kanyonun ayak ucundaki Köprü Ayağı ve kanyonun yukarı ucundaki bayır değirmeni önündeki gölettir.
Kanyonun su yatağına inilebilen Çevlik denilen yerlerinde Güçlüköy tarafına geçit yoktur. Çevlık her tarafı kayalarla çevrilmiş anlamına gelir. Buralar da böyle çevrilidir ve giriş çıkış için birer kapıları vardır. Bu özelliğini bilen bazı çobanlar Çevlik'e aksak davarlarını veya uyumsuz davarlarını sürüp çevlik ağzını kapatarak bir süre davarlarını oraya hapsederler. Davarlar burada kurttan korunabildiği için su ve yayılım da bulabildiği için bir süre kendi başına yaşayabiliyor.
Kanyon tabanından akan ırmak suyu genelikle Haziran sonunda ya çok azalır ya da tamamen kurur. Kasım Aralık aylarında çok yağmur yağıp sular fışkırıncaya kadar bir kuru dere olarak kalır. Yani ırmakta 6 ay su akar, 6 ay da akmaz. Böyle akış olmayan zamanlarda kanyon içinde yürüyüşler, tırmanışlar yapılır. Yerli ve yabancı turist akınına uğrar. Kanyonun bazı yerlerinde su yolu çok dardır. Kayalıkla birbirine çok yakın olarak yükselirler. Kanyonun böyle dar yerlerinde geziler yapılırken bazen gökyüzünü bile göremeden yola devam edilir. Kanyonun alt ucundaki göletlerde kanolarla geziler de yapılmaktadır.
Kanyonun alt ucundaki göletin suları ile Ahmetlerin Bük denilen yerdeki arazilerini sulamak için birkaç kere girişimde bulunulmuş ama sonradan ara verilmiştir. Kanyonun yukarısında ise önceki yıllarda değirmenler çalıştırılmış, araziler sulanmış ekim dikim yapılmıştı.
Ahmetler Kanyonu'nunda kayalıklar dik olarak yükselir ve yüksekliği 400 m. yi bulur.

Kanyonun başladığı yer: Aşağı Değirmen

Kanyon girişinin "Hacının Suyu"'ndan görünüşü

Kanyonun  Çevlik bölümünün Taşharman'dan görünüşü
Ahmetler Kanyonunun dar ve dik kayalardan oluşan Çevlik bölümünün yukarıdan görünüşü

Güğlen Dağı'nın doğu ucunda Karpuz Irmağı kenarında Sarp geçidi bulunur. Murtiçi'ne orman yolu yapılmamışken burası yaya yolu olarak kullanılırdı.

Kanyon tabanında yürüyüş yapan turistler
Bu kanyon üzerinde HES yapımı başlatılırsa bu güzellikler böyle kalır mı dersiniz?
HES yapımına başlamazdan önce hiç olmazsa basit bir hesap yapmak gerekmez mi? HES yapılınca üç beş kişi ne kadar kazanacak? Kanyonun suyu alınırsa çevre, doğa kırılıp dökülürse yurdumuz ne kaybedecek? Bu işin getirdiği nedir; götürdüğü nedir? Bu işe karar verenler yeniden basit bir hesap yapmalı. Bir yanlışlık varsa yanlış hesap Bağdat'tan dönmeli.

Hiç yorum yok: